Yeni Malatyaspor Ankara’da

by Beyaz Said
0 yorum

Yeni Malatyaspor ile oynadığımız, Süper Lig 2019-20 Cemil Usta Sezonu 13. hafta müsabakasında Gençlerbirliği 3-3 berabere kaldı. Maç blogunu Beyaz Said yazdı. Keyifli okumalar.


Son üç haftada alınan iyi sonuçlar Gençlerbirliği taraftarları arasında bir heyecan oluşturmayı başardı. Girmem gereken önemli sınavlar yaklaşırken, ben de bu heyecana kapıldım biraz ve maça gitmeye karar verdim. Üstelik, Ankara’da olmayacağı için maça gelemeyen Tanıl Bora hocamızın bileti ile maça girme fırsatım olunca, bu ufacık meselenin benim için büyük bir hikâye olacağını düşünerek kendimi motive ettim. Maç bir cuma akşamı, üstelik yağmur ve fırtına beklenen bir cuma akşamı, oturduğum yerden kilometrelerce ötede oynanacağı için, üstüne bir de beni arabayla getirip götürebilecek kimse olmadığından sanki deplasmana gidermiş gibi hazırlanıp öyle çıktım evden. Gölbaşı’nda oturan biri olarak, Eryaman’da oynanan Yeni Malatyaspor maçı bana deplasman oldu anlayacağınız.

Alkaralar atkımı sarındım ve saat 8.30’daki maç için 4’te yola koyuldum. Hava gerçekten soğuk ve yağmurluydu. Islanmayayım diye yanıma şemsiye alırken bunun stada girişte sorun olabileceğini hiç düşünmemiştim. Bu ihtimal aklıma gelince, stat girişinde yapacağım serzenişimi planlamaya başladım hemen: “Ben onlarca kilometre yoldan, bu yağmur ve fırtınada, takımımı desteklemek için Eryaman’a kadar geliyorum. Bir de şemsiyesiz gelseydim de zatürre mi olsaydım?”

AnkaMall Dinlenme Tesisleri

Maça gidiş hikâyem, yalnız çıkılmış bir deplasman yolculuğuna benzediği için; bir yolculuğun olmazsa olmazı, belki en keyifli anı, en özel noktası dinlenme tesislerinde verilen moladır diye düşünerek AnkaMall’de mola verdim. Soğuk ve yağmurlu havada kimse dışarıda durmak istememiş, mesai saatleri içerisinde olsa da alışveriş merkezini hıncahınç doldurmuşlardı. Bırakın oturacak bir yer bulmak, hareket etmek bile çok zordu. Karnımı doyurmak için zar zor sipariş verdim, etrafı gözleyerek birazdan boşalacak masaları belirledim kendimce, hazır olda beklemeye başladım.

Ama insanlar, bu tarz yerlerde tam bir avcıya dönüşüyorlar. Bir masa boşalmaya görsün, şahin bakışlarıyla boşalan masayı tespit edip pike yaparak masaya konan bir küçük çocuk, yaşlı bir teyze veya üç dört kişilik sürüler halinde dolanan bir ergen topluluğu oluyor. Neyse efendim zar zor bir masa bulup oturdum. Ailesi ile alışveriş yaparken, ana gruptan ayrılmış ve annelerinin alışverişi tamamlamasını beklerken soluklanacak iki genç çocuk çekine çekine sandalyelerin boş olup olmadığını sordular. Bu kurtlar sofrasında bir nebze nefes alabilsinler masamı onlarla paylaştım. (Bir yandan yemeğimi yerken, bir yandan da @genelbisiyirma‘nın klasik esprisini bırakıverdim Twitter’e.)

Berşan Abi’yle Üçüncü Nesil Kahveci Keyfi

Tanıl Bora’nın Ankara Rüzgarı: Gençlerbirliği Tarihi kitabının yeni baskısı şerefine düzenlenen Alkaralar Buluşması‘nda yüz yüze tanışma fırsatım oldu Berşan Abi’yle. Twitter’de beni engellediğini o zaman öğrendim. Kahve ve kahve demleme ile ilgili paylaşımlarımın ardından, “kahve pornosu yapıyor bu çocuk” diye engellemiş beni. İntikam soğuk yenen bir yemektir diyerek, pusuya yattım ve bekledim. Yeni Malatyaspor maçı Berşan Abi’yi kahve tuzağına düşürmek için gereken fırsatı sağladı bana. Sosyal medyada yaptığım paylaşımları görüp halime acıyan Berşan Abi, bir iki durak önce in, seni arabayla alayım birlikte geçelim maça dedi. Maç başlamadan iki buçuk saat önce buluştuk ve stada yakın bir yerde üçüncü nesil bir kahvecide oturup maç saatini beklemeye başladık. Ben de Berşan Abi’nin kahveli fotoğraflarını çekme fırsatı yakaladım.

Gençlerbirliği - Yeni Malatyaspor maçı öncesi kahve içen taraftar

Kahvecide biraz oyalandık, yolda dönüşü kaçırdık, ben yanlış tarif verdim falan derken, saatler öncesinden Eryaman’da olmamıza rağmen maça geç kaldık. Şemsiyemi, çakmağımı, bozuk paralarımı Berşan Abi’nin arabasında bırakabildiğim için girişte sorun yaşamadım. Işık hızıyla Maraton 304. Blok’a geldim. Maç hakkında çok fazla yorum yapmak istemiyorum ama dikkatimi çeken bir mesele hakkında az kafanızı şişirmeye talibim.

Gençlerbirliği – Yeni Malatyaspor Müsabakası

Gençlerbirliği olarak ilk yarıda iyi bir performans sergilemiş olsak da 44. dakikada Bifouma’nın attığı golle 0-1 geriye düştük ve ilk yarıyı geride tamamladık. İkinci yarıda iyi oynumuzu sürdürdük ve maçtan kopmadık. 52. dakikada Sio, ceza sahasının hemen dışından harika bir vuruş çıkardı ve skora dengeyi getirdi. Uzak kalede bir gol tehlikesi daha yarattık sonra. Ayite’nin sert şutu, falsolanarak direkte patladı. En azından bir o kadar uzaktan falsolandığını zannettik. Meğerse ceza sahası içerisinde Yeni Malatyaspor defansından Murat Yıldırım kolunu tenis raketi gibi açarak kaleye giden topu kesmiş. Video yardımcı hakem’in uyarısıyla penaltı kararı verildi ve Stancu durumu 2-1’e getiren golü attı.

Buraya kadar her şey normal. Hatta Kasımpaşa maçında da benzer bir sırayla goller gelmişti. Deplasmanda önce 1-0 geriye düşmüştük. Stancu ceza sahası içerisinde topla harika bir dönüş yapmış ve sert bir şutla beraberliği getirmişti. altı dakika sonra kazanılan penaltı vuruşunu yine Stancu gole çevirmiş ve skoru tayin etmişti. Bu sefer, ikinci golden sonra taraftarlar gaza geldi. Üç haftada 7 puan toplamış, son iki maçı kazanmış takımın taraftarları bazen içinde bulundukları durumun ne kadar kritik olduğunu unutabiliyorlar. Kanaatimce, “üç üç üç üç…” diye bağırarak sahada futbolcuları strese sokmanın hiç manası yoktu. İster kendi takımım olsun, ister rakip takım; hiç kimsenin sahte numaralarla oyunu soğutmasını hoş bulmuyorum. Ancak 76. dakikada bir farkla öndeyken takımımızın daha çok top tutması, mümkün olduğunca tempoyu düşürmesi, kontrolü kaybetmeden hareket etmesi gerekiyordu. Robin Yalçın, üç dakika içerisinde iki gol bularak, maçın bitimine dakikalar kala bizi mahvetti. “Üç üç üç üç…” diye bağıran taraftarımız üçü görmüş oldu.

88. dakikada üç puana bu kadar yaklaşmışken, aynı hatayı Yeni Malatyaspor taraftarı tekrar etti. Soğukkanlılığını koruyup Ankara deplasmanından üç puanla dönmesi gereken sarı lacivertlilerin taraftarı “dört dört dört…” diye bağırmaya başladı. Kaybedecek bir şeyi kalmayan Gençlerbirliği, son bir gayretle rakibe yüklenirken, Gençlerbirliği altyapısından çıkmış genç oyuncumuz Rahmetullah Berişbek, yoktan gol pozisyonu yaratıp, Süper Lig kariyerindeki ilk golünü attı. Maç da 3-3 sona erdi. Maç bittiğinde herkesin aklında aynı soru vardı: “Galibiyeti kaçıran taraf hangisiydi?”

Küfür Etmek ile Etmemek Arasındaki İnce Çizgi

Tribünler ile ilgili değinmek istediğim bir nokta daha var. Taraftarların tribünde söyledikleri marşlar, tezahüratlar ve sloganlar, Spotify’de dinlenen müzikler kadar net ve anlaşılır olmaz hiçbir zaman. Genel bir uğultunun içerisinden ortalama bir ses yankılanır tribüne. Durum böyleyken, küfürlü bir tezahüratın küfür kelimelerini benzer başka kelimelerle değiştirerek tezahürat ederseniz, karşı taraf küfür ettiğinizi zanneder, doğal olarak. “Gençler gol, Gençler gol, Gençlerbirliği gool. Taraftarın yanında (rakip takıma) koy” tezahüratı, Gençlerbirliği’ne yakışmayan bir tezahürattır. Sonundaki koy fiilini gol kelimesiyle değiştirerek bu çirkinliğin önüne geçemezsiniz. Uzaktan o kelimeyi değiştirdiğiniz anlaşılmayacaktır. 2-1’den skoru 2-3’e getiren Yeni Malatyaspor taraftarı da “Koyduk mu?” diye bağırır size. Sonra siz de 3-3 olunca “Koyduk mu?” diye onlara bağırırsınız. Hani Gençlerbirliği taraftarı küfür etmezdi? Hani Gençlerbirliği taraftarı küfüre küfürle cevap vermezdi? Hani Gençlerbirliği taraftarı centilmendi? Hiç yakıştıramadım!

Gençlerbirliği – Yeni Malatyaspor Karşılaşmasından Görüntüler

Maç blogunu burada tamamlarken, cep telefonumla çektiğim bazı video ve fotoğrafları da sizinle paylaşmak istiyorum. Fenerbahçe deplasman maçı için Alerta’da olacağız. Bekleriz efenim 🙂

Berat Ayberk Özdemir’in Jesti

Maçtan sonraki gün Alkaralar’dan tanıdığımız Öyküm Abi’nin düğünü vardı. Yine uzun yollar katederek Çayyolu’ndaki düğüne gittik. Öyküm Abi, Alkaralar için servis kaldırttı Kızılay’dan. Düğüne altyapımızın medar-ı iftiharı Berat Ayberk Özdemir’in de gelmeyi planladığını ancak son anda yaşanan bir plan değişikliği sebebiyle düğüne gelemediğini öğrendik. Ama gelin ve damata jest olarak imzalı bir forma göndermiş. Bunu görünce hem çok mutlu oldum hem de duygulandım. Berat ve Rahmetullah gibi kardeşlerimizi bu kadar içimizde görebilmek bir Gençlerbirliği taraftarı olarak beni çok duygulandırıyor 🙂

Benzer Gönderiler

Yorum Bırakın

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept