Galatasaray Ankara’da

by beyazsaid
0 yorum

Galatasaray ile oynadığımız, Süper Lig 2019-20 Cemil Usta Sezonu 7. Hafta müsabakasında Gençlerbirliği 0-0 berabere kaldı. Maç blogunu (bu sefer biraz uzunca tutarak) Beyaz Said yazdı. Keyifli okumalar.


İstanbul oligarşisi takımlarından biriyle yapılan müsabakalar çoğu zaman olağanüstü mücadelelere sahne olurlar. Öncelikle, medyanın bu takımlara gösterdikleri aşırı ilgi ve diğer takımları çoğu zaman göz ardı etmeleri, futbolcuların kendilerini göstermeleri için bu maçları bir fırsat hâline getiriyor. Yüksek bütçeli bu kulüplerin kadro kaliteleri ve derinlikleri oldukça yüksek olduğu için, Anadolu kulüpleri ekstra bir hazırlık ve motivasyonla oynuyorlar. Bu ve bunun gibi bir çok sebebin yanında, bu maçlarda futbolculardan taraftara kadar bütün camianın müthiş bir hırs içerisinde olmasının en önemli sebeplerinden biri de haksızlığa uğramışlık duygusudur.

Ligler ve Hakemler

Geçen sene, Gençlerbirliği’miz Spor Toto 1. Lig’de mücadele ederken, Süper Lig’i yakından takip etmeyi ihmal etmedim. (Açıkçası futbol dışında her şeyin konuşulduğu, seyir zevkinin yerini saha dışı mücadelelerin aldığı bu lige geri dönmek istediğimizden pek de emin değildim.) Hakemlerimiz, maalesef, ikinci sınıf denilemeyecek kadar kötüler ama Kulüpler Birliği birlikte bir duruş sergileyerek buna çözüm bulamadılar. Onun yerine, her kulüp kendi adaletini gerçekleştirmeye çalıştı. İstanbul üçlüsünden herhangi birini tutmuyorsanız, herhangi birine karşı bir yakınlık hissetmiyorsanız, bu kulüp taraftarlarının Twitter ve Ekşisözlük gibi sosyal medya mecralarında, ne olursa olsun kendi takımının lehine olanı savunduklarını, aleyhine olanı eleştirdiklerini görmüşsünüzdür. Bunun sonucu olarak da kulüpler, kendi etkileme güçleri ölçüsünde hakemleri etki altına almaya başladılar.

İstanbul United: Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş.
Üç İstanbullu Taraftarı, yeri gelir haksızlığa karşı birlik olurlar. Ama çoğu zaman kendilerine dokunmayan yılan bin yaşar.

Bu noktada, bu hafta karşı karşıya geldiğimiz Galatasaray’a ayrı bir parantez açmamız gerekiyor. Nasıl olduysa, geçen sene Galatasaray’ın hakemleri, federasyonu ve piyasayı etkileme gücü diğerlerine galip geldi. Hakemler o derece kalitesiz yönetimler sergiliyorlar, VAR uygulaması o kadar kötü kullanılıyordu ki, objektif bir gözle izleyen kimse Galatasaray’a özel bir haksızlık yapıldığına inanmazdı. Ancak Galatasaray yönetimi (ve agresif tutumlarıyla özel olarak Fatih Terim) taraftarını inandırdı: Kendilerine bir operasyon düzenleniyordu. Milyonlarca taraftarı (müşteriyi) kızdırmayı göze alamayan piyasa, Galatasaray’ın isteklerine boyun eğiyor, ve hakemlere düdük astırıyorlardı.

Müşteri Sayısı Her Şeydir

Bir kere hakemlere düdük astırmaya başlarsanız, yani onların kariyeriyle oynama gücünü haiz olursanız artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. En dirayetli hakem dahi, emin olamadığı hususlarda daimi olarak taktir yetkisini sözüm ona büyük takım lehine kullanmak zorunda kalacak aksi halde işinden olacaktır. Endüstriyel futbol, oyundan önce parayı önemsediği için, bu haksızlığın tüm yükü bizim gibi haksızlığa uğramaktan yılmış taraftarların omzuna yüklenip duracaktır.

Bu yazının konusu, İstanbul oligarşisinin yarattığı haksızlıklar ve eşitsizlikler değildir. Keşke yalnızca dışarıdan gelen haksızlıklarla mücadele edip dursak. Ancak Galatasaray maçında, taraftarlar olarak, bize en büyük haksızlığı yapan bizzat kendi yönetimimizdi. “Yolunda” olan yönetimimiz, para kazanmanın yolunun kendi taraftarından değil de Galatasaray taraftarından geçtiğini fark etmiş olacak ki, Ankara’da bize Galatasaray deplasmanı yaşatmak için elinden geleni yaptı.

Ankara’da Galatasaray Deplasmanı

Gençlerbirliği ilk defa bu sene, Eryaman Stadyumu’nda Süper Lig müsabakalarına çıkıyor. Batıkent-Törekent hattında ikamet eden yüzlerce Ankaralı, Gençlerbirliği taraftarı olmamalarına rağmen, birer futbol seyircisi oldukları ve Gençlerbirliği’ne sempati besledikleri için Gençlerbirliği kombinesi almayı düşünüyordu. (Bu konuda onlarca yakından tanıdığım örnek var.) Çok zorlu olacağı en başından beri belli olan bu sezonda yönetimimiz taraftar desteğinin önemsiz olduğuna kanaat getirmiş olacak ki, yüksek bilet fiyatlarıyla herkesi korkuttu. Passolig çıkarıp kombine bekleyen yüzlerce insan kombine alamadılar.

Ancak yönetimimiz, 2019-20 Cemil Usta Sezonu 7. hafta müsabakası için Galatasaray taraftarının rahatı ve keyfini tüm ayrıntılarıyla düşünmüştü. Öncelikle misafir taraftarlar için gayet makul bilet fiyatları belirlendi. Yaz ortasından beri kale arkasının Gençlerbirliği taraftarına açılması için yönetime sesimizi duyurmaya çalıştık ancak ne hikmetse yalnızca Galatasaray maçı için kale arkası tribünü açıldı. Başkanımız sayın Cavcav, maç öncesi İl Emniyet Müdürlüğü’ne bir nezaket ziyaretinde bulundu ve her ne hikmetse, maç sırasında tribün tellerine taraftar gruplarının pankartlarının asılmasına emniyet güçleri izin vermedi. Ucuz bilet fiyatları ve konforlu misafirlik şartlarını iyi değerlendiren Galatasaray taraftarı zaten dağınık olan Gençlerbirliği taraftarından çok daha organize bir görüntü çizdi. Maçı televizyondan izledim, müsabakanın Eryaman’da oynandığını kesin olarak bilmesem, Gençlerbirliği’nin deplasmanda olduğunu düşünmemem için hiçbir sebep yoktu.

Haber Niteliği Taşıyan Bir Protesto Gerekiyordu

Bilet fiyatlarının açıklanmasıyla birlikte taraftarlar sosyal medya üzerinden tepkilerini dile getirmeye başladılar. Bazı taraftar grupları, haklı olarak, her zamankinden çok daha güçlü bir şekilde yönetimi istifaya davet edeceklerini söylediler. Hatta iyi anlaşamayan taraftar grupları dahi, istifaya davet konusunda hep birlikte hareket etmeleri gerektiğini söylediler. Ancak, “Murat Cavcav yönetimini istifaya davet eden Gençlerbirliği taraftarı” maalesef haber niteliği taşımayan bir olay. “Yönetim istifa” yahut “Cavcav istifa” diye tezahürat etmenin, kişisel olarak Murat Cavcav’ı sinirlendirmekten başka hiçbir işe yaramadığını ve yaramayacağını, bir kamuoyu oluşturmaya hiçbir şekilde yardımcı olmayacağını önceden kestirmek için müneccim olmaya gerek yok elbet.

Yapılıp edilenlere karşı öyle bir protesto gerçekleştirmek gerekiyordu ki, haber niteliği taşısın, ulusal medyada konuşulsun, yönetim kamuoyu karşısında zor durumda kalsın. Böylelikle ya kendilerini düzeltmek zorunda kalacaklar yahut istifa etmeye zorlanacaklardı. Kişisel olarak (ART’yi temsilen) ben sosyal medyada böyle bir çağrıda bulundum. Binlerce taraftarı, kendi evimizde deplasmanı yaşayacağımız stadyuma gitmek yerine, Ankara sokaklarında Türkiye’nin en güzel tribününü yaşatacak çarpıcı bir deneyim yaşamaya, Seğmenler’de maçı seyretmeye davet ettim. Her zaman olduğu gibi, bu aykırı fikrim ya görülmedi ya görmezden gelindi ya da dalga konusu oldu.

Ama şu konuda haklı çıktım: Gençlerbirliği taraftarının protestosu (Ankara medyası dışında) kendine neredeyse hiç yer bulmadı. Onun yerine Murat Cavcav’ın taraftara hakaret etmesi ufacık da olsa yer bulabildi kendine.

Haber Küpürü, Murat Cavcav taraftara Allah belanızı versin diye bağırdı.
Yorumu siz okuyucularıma bırakıyorum.

Galatasaray Sokakta!

Gençlerbirliği maçını gerçek Ankara’da yaşamak için sokaklardaydım. Gördüğüm manzara maalesef içler acısıydı. Her yer sarı kırmızıya boyanmış, kafelerin önüne Galatasaray bayrakları asılmış, dönerciler Galatasaraylı taraftarlarla dolmuştu. Bir yanlış anlaşılmaya mahal vermemek adına şu açıklamayı yapmam gerekiyor: Gençlerbirliği’nin kötü yönetildiği; yöneticilerin, futbolcuların ve taraftarların alternatifler üretemediği bir ortamda, kimseyi şehrinin takımını tutmamakla, hiçbir kafeyi Gençlerbirliği bayrağı asmamakla suçlayamam. “Doğru olan bu!” demek ve Ankara’da Galatasaray’ı destekleyenleri şehrine ihanet etmekle suçlamak için, önce taraftarlar olarak bizim doğru olanı yapmamız gerekiyor. (Lavarla için yazdığım “Sokak, Tribün ve Gençlerbirliği II” adlı yazıda, bizim nasıl alternatifler üretemeyen bir topluluk haline geldiğimizi de ayrıca yazdım.) Ancak biz, yılgınlığımızla doğru olanı yapamazken, sokaktaki insanları Galatasaraylı olmakla suçlamamız, kolaya kaçmaktan başka bir şey değil.

Bugün Günlerden Gençlerbirliği

Futbol konusunda, Ankara konusunda, Gençlerbirliği konusunda sahip olduğum aykırı fikirlerle aylardır insanları darlıyorum. Taraftar gruplarıyla iletişime geçmeye çalışıyorum, iletişime geçebildiğim zaman haddimi aşacak ve terbiyesizlik sınırını aşacak şekilde onlara fikirlerimi anlatıyorum. Çoğu zaman soğuk bir duvarla ve yılgınlık-yorgunlukla karşılaşıyorum. Bu sefer, Galatasaray maçı için ne yapmamız gerektiği ile ilgili özel olarak değil, sosyal medya üzerinden, genel bir açıklama yaptım ve yine hiçbir olumlu tepkiyle karşılaşamadım.

Bu sefer insanları kendi doğrularıma ikna etmeye çalışmak yerine, kendi doğrumu yaşamaya çalıştım. Tüm günü, görsellerle destekleyerek anlatacağım.

Maç Önü

Mogan’dan çıktım yola. Ankara’nın güney banliyösü Gölbaşı’nda, Mogan sazlıklarındaki sakarmekelerle hasbihal ederken, gün içindeki beş durağımı gösteren bir Tweet attım.

Önce Kızılay Starbucks’a gittim. Bir öğle kahvesi eşliğinde arkadaşlarımla muhabbet ettim. Tweet’imi gören ve hasbelkader o saatlerde Kızılay Starbucks’ta olan @joinmeindark ile tanışma fırsatı yakaladım. Bir Gençlerbirliği taraftarı ile tanışmak her zaman müthiş bir heyecan meselesidir.

Sonra Büyülü Fener’de Elektrik Savaşları filmini seyrettim. Açıkçası sinemaya girmeden evvel, filmin Edison-Tesla kavgasını (son yıllarda bir popüler kültür tartışması haline geldi bu kavga: Edisoncular vs. Teslacılar!) işlediğini zannediyordum. Hâlbuki, filmin merkezinde doğrusal akım (DC) ile elektrik şebekesi kurmayı deneyen Thomas Edison ile alternatif akım (AC) kullanmayı öneren George Westinghouse’nin rekabeti anlatılıyormuş. (Tesla’nın bu rekabette AC taraftarı olması, konuyu ister istemez Edison-Tesla rekabetine de getiriyor tabii ki.) Biyografik kurgu özelliği taşıyan bu filmde Edison’u Benedict Cumberbatch, Westinghouse’yi Michael Shannon, Nikola Tesla’yı ise Nicholas Hoult oynuyor. Kendi adıma filmi harika buldum ve izlememiş olanlara öneriyorum.

Elektrik Savaşları Film Afişi

Kartpostallar Yetişmedi

Sinemadan çıktıktan sonra, Kavaklıdere’ye geçip, Ankara Rüzgârı Kartpostalları’nın perakende satış baskılarını yapmayı düşünüyordum. Kartpostallarımız daha önce deneme baskısına girdiği ve baskı dosyaları hazır olduğu için ve biraz zaman kazanmak adına, matbaamızı önceden arayıp baskıya başlamalarını söyleyecektim. Ancak, o gün çalışanların biraz erken ayrıldığını ve şu an baskıya girmelerinin çok zor olacağını öğrendim. Bu yüzden baskıları Pazartesi gününe erteledik.

Pazartesi gününden gelen düzenleme: Kartpostallarımız basıldı ve satışa çıktı. Ankara Rüzgârı Kartpostalları, Kızılay Yüksel Caddesi, Ardıç Kitap Kafe’de (Limon Bazaar’ın üstü). Etiket fiyatı ise, üçlü paket için, 15tl.

Ankara Rüzgârı Kartpostalları, Ardıç'ta

Galatasaray Maçı İçin Alerta’dayız

Kavaklıdere yolu üzerinde karnımı doyurup, biraz soluklanmak, bir çay içmek için Tunus Caddesi’nde takıldım. Maçtan bir saat öncesinde de Olgunlar’da Alerta’ya vardım. Öğlen @joinmeindark ile tanışmıştım, yine Ultras Kardeşler’den bu sefer @rastafaray06 ve Kızıl Şimşekler’den @aliaydugan ile tanıştım. Bu harika insanlarla maç öncesi keyifli keyifli muhabbet ettik. (Benim de fotoğraflarımı çektiği için @rastafaray06’ya teşekkür ediyorum.)

Alerta’dan Diğer Fotoğraflar

Maç Sonrası

Maç 0-0 bitti. (Golsüz biten maçlardan nefret eden Buğrahan, “İyi ki ikinci yarıya kalmamışım.” dedi.) Bu skora sevinsek mi, üzülsek mi bilemeden ayrıldık Alerta’dan. Takipçilerim bilirler, şu aralar Lavarla için “Sokak, Tribün ve Gençlerbirliği” başlığıyla bir yazı dizisi hazırlıyorum. Bu dizinin ikinci yazısını yazmak üzere, Selanik Caddesi’ndeki Arabica Coffee’ye geçtim. Flat White eşliğinde, Arabica’nın küçük çikolatalarından bir tanesini yedim. (Harikaydı.)

Gece yarısına yakın, Livorno’da Alkaralar’ın yanına geçtim. Alkaralar maç sonu canlı yayını yaparken ve muhabbet ederken ben de gelenekselleşen Livorno’dan Yüzler fotoğraflarımı çekmek için kameramı elime aldım. Bu fotoğraflarla birlikte, ilk defa bu kadar uzattığım maç bloğumu da tamamlamış olayım.

Livorno’dan Yüzler

Alkaralar’ın Maç Yayını


Klasspor’un Maç Yayını

Benzer Gönderiler

Yorum Bırakın

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept