Ankara Rüzgarı: Gençlerbirliği Tarihi

by Beyaz Said
0 yorum

Tanıl Bora’nın yazdığı Ankara Rüzgarı: Gençlerbirliği Tarihi kitabı, son 15 yılı da kapsayacak şekilde genişletilerek Tarih Vakfı Yurt Yayınları tarafından yeniden basıldı. Alkaralar’ın düzenlediği etkinlikte, Tanıl hocamızla, biz gençlerin heyecanla beklediği bu kitabı konuşma, aklımızdaki bazı soruları sorma fırsatı yakaladık. Umarım keyifle seyredersiniz.


“Futbol kulüpleri hayat hikayeleri, son yıllarda sosyal tarihçiliğin özel ilgi alanlarından biri haline geldi. Elinizdeki kitabın sunuş metninden aktaracak olursak: “Zira bir futbol kulübünün hikayesi, fonda büyük siyasi ve sosyal değişimlerin yer aldığı, sanatkarlara benzetebilecek egolarıyla ilginç şahsiyetlerin resmi geçit yaptığı uzun bir maceradır.”

“Cumhuriyet’le yaşıt olan Gençlerbiliği kulubünün hikâyesi de, bir yanıyla, modern Türkiye tarihinin sosyal, kültürel değişimlerinin futbol sahnesindeki etkilerine ışık tutan bir hikaye. Yeni başkent Ankara’nın tahsilli zümresine dayanan, herhangi bir müesseseden destek almadığı için şehrin yegane sivil futbol kulubü olmakla övünen bir camia… Futbolun adım adım ilerleyen endüstrileşme sürecinin bu camiayı sarsan ve değişime zorlayan sarsıntıları…

“Sahada, iyi günler ve kötü günler: Bir yanda Türkiye futbol birincilikleri, Türkiye kupası şampiyonlukları, masal gibi bir Avrupa Yılı (2003/2004), bir yanda sıradanlaşma ve küme düşmeler ve geri dönüşler… Türkiye futbol tarihinin en uzun süreli -çeyrek yüzyılı aşkın- kulüp başkanı olan İlhan Cavcav… Türkiye’de futbolun kurumsallaşmasında önemli rol oynayan kulüp büyükleri: Orhan Şeref Apak, Hasan Polat, Halim Çorbalı… ve kimisi meşhur, kimisi mahallesinin kahramanı olan başka futbol efsaneleri…

“Elliyi aşkın eski futbolcu ve yöneticiyle yapılan uzun görüşmelerle beslenen, biraz da romanesk anlatılmış bir tarihçe.”


Ankara Rüzgarı: Gençlerbirliği Tarihi için Alkaralar’ın Düzenlediği Etkinlik

Ankara Rüzgarı: Gençlerbirliği Tarihi kitabının yeni baskısı şerefine, Alkaralar taraftar grubu bir etkinlik düzenledi. Etkinliğe kırmızı kara renklere gönül vermiş taraftarlar büyük ilgi gösterdi. Hem “Ankara Rüzgarı” adını sosyal medyada kullanan hem de bu kitabın yeni baskısını uzun süredir heyecanla bekleyen biri olarak ben de etkinliğe katıldım. Şimdi sizi objektifime takılanlarla baş başa bırakmak istiyorum.


Tüm bu etkinliğin beni en çok heyecanlandıran ve mutlu eden taraflarından biri ise, Ankara Rüzgarı: Gençlerbirliği Tarihi kitabının tanıtımı için çektiğimiz video sırasında Tanıl Bora hocamızın söylediği bazı şeyler oldu. Gençlerbirliği Spor Kulübü’nün kendi tarihinden yeterince faydalanabildiğini düşünüyor musunuz diye sorduğumuzda Tanıl Bora, kulübün bu konuda oldukça başarısız olduğunu, kulübün marka değeri ile ilgili asıl çalışmaların taraftarlarca yapıldığını söyledi. Bunu çok değerli ve şövalyece bulduğunu da ekledi.

Ankara Rüzgarı Taşmektep (ART) projesini başlatırken benim aklımda olan şey de buydu. Gençlerbirliği’nin marka değeri potansiyelinin çok yüksek olduğunu düşünüyorum. Tarihiyle, hikâyesiyle, beşeri sermayesiyle yapabileceklerinin sınırı olmayan kulübümüzün yönetimi maalesef gerekli adımları atmıyor ve bu potansiyel atıl kalıyor. Kulüp yönetiminin gerekli adımları atmasını beklemek ise beyhude bir bekleyiş gibi görünüyor. Öyleyse biz taraftarlar, marka yönetimini ele alabilir, Gençlerbirliği’nin marka kalitesini yukarıda tutabilmek için elimizden geleni yapabiliriz. İşte ART’nin çıkış noktası buydu.

Tanıl Bora, Ankara Rüzgarı: Gençlerbirliği Tarihi kitabının bu yeni baskısını, taraftarlar arasındaki bir imece sayesinde bastırabildiklerini anlatıyor. Muhabbetimizin başında ise, taraftarların girişimlerini, az ya da çok, başarılı ya da başarısız olsa da şövalyece bulduğunu söylüyor. Ben de elimden geldiğince bu yolda çalışırken Tanıl hocamızın bu söylediklerini duymak bana güç verdi.

Benzer Gönderiler

Yorum Bırakın

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept