Gençlerbirliği Nasıl Küme Düştü III: Kâbus Sezonunun İkinci Devresi

by Berkay Şen
0 yorum

Gençlerbirliği, efsane başkan İlhan Cavcav’ın adının verildiği sezonda küme düşmüştü. Berkay Şen, kırmızı siyahlıların küme düşme sürecini anlatan bir yazı dizisi hazırladı. Dizinin üçüncü yazısında kâbus sezonunun ikinci devresini inceliyoruz.


Ocak ayı transfer sezonunda ilk olarak Vedat Muriqi ile yollar ayrıldı. Özat onu sürekli eleştiriyordu; nitekim ilk onu gözden çıkardı. Rizespor’a açıklanmayan bir bedelle gönderildi. Yerine santrafor almak tercih edilmedi. Takıma acil stoper takviyesi şarttı. Özat beşli savunmayı tercih ediyordu, üçüncü stoper de o dönem Conte’nin Chelsea’de uyguladığı bekten stoper yapma taktiği doğrultusunda kâh Ahmet Oğuz kâh Uğur Çiftçi oluyordu. Conte, bu işi bilinçli yapıyordu, savunmadan pasla hızlı çıkmak ve gerektiğinde orta saha savunmasına yardımcı olması için Azpilicueta’yı kullanıyordu. Buna karşın Özat da böyle bir plan istese de elindeki oyuncularla yapması zordu. Paul Pogba’nın ağabeyi Florentin Pogba ile anlaşıldı. Pogba, ağır bir sakatlık geçirmişti, toparlanması süreç gerektiriyordu. Fakat Özat yine de ona güvenecekti.

Takımın orta sahadaki eksikliği de gözler önündeydi. Hücumda etkili olan bir isim yoktu, Khalili yetersiz kalıyordu. Çalışmalar başladı. Gündeme gelen bir isim vardı ki taraftar çok sevinmişti: Sessegnon. Beninli orta saha oyuncusunun kariyeri ortadaydı. Takıma seviye atlatacağı kesindi. 1,5 yıllık sözleşme imzalandı. Sessegnon, ligin ikinci devresinin ikinci maçına yetişti. İlk maç Karabük deplasmanıydı, zorlu mücadelede düşmesine kesin gözüyle bakılan rakibi yenmeyi başardı Ankara temsilcisi.

Gençlerbirliği futbolcusu Stephane Sessegnon
Gençlerbirliği efsanelerinden biri olma yolunda hızla ilerleyen Sessegnon

Üst Üste İki Galibiyet

Konyaspor maçı çok büyük önem taşıyordu. Gençlerbirliği, sezonun ilk devresinde 3-0 yenildiğini rakibini hem yenmek hem de ikili averajda öne geçmek istiyordu. Transfer olduktan 72 saat geçmeden kendine ilk 11’de bulan Sessegnon, Gençlerbirliği’ni öne geçiren golü kaydetti. Taraftar bu kaliteli ismi hemen sevmiş, benimsemişti. Konyaspor eşitlik golünü bulsa da Alper Uludağ’ın golüyle maçı 2-1 kazanmıştı Gençlerbirliği. Üst üste ikinci galibiyet olmuştu. Bu bir ilkti, ne yazık ki son da olacaktı. Üstelik Gençlerbirliği, altı maçtır yenilmiyordu.

Sonraki hafta Fenerbahçe maçında sahada İstanbul takımlara diş geçiren Gençlerbirliği sahadaydı. Kadıköy’de alınan 1 puan camiayı sevindirmişti. Fakat taraftar, düşme rakipleri karşısında puan almanın asıl önemli olduğunu, haftalar sonra acı bir şekilde tecrübe edecekti. Ardından gelen içerideki Trabzonspor beraberliği de taraftarı sevindirmişti. Gençlerbirliği artık mücadele ediyor, yetersiz kadrosu olmasına rağmen direnç gösterebiliyordu. Bu performansın devamı halinde ligde kalınabileceği herkes tarafından biliniyordu.

Gençlerbirliği son sekiz maçta mağlup olmamıştı. Göztepe karşısına bu moralle çıktı kırmızı karalılar. Ankara’da taraftar 3-0’lık galibiyetin sarhoşluğunu yaşıyordu. Artık takımları küme hattında değildi! Diğer bir güzel haber ise Manu’nun sakatlığının geçmesiydi. Göztepe karşısında golü de bulması hem kendi hem de takımı için umut verici oldu. Fakat, disiplinsiz ve profesyonelliği zayıf olan oyuncu eski formuna dönemedi.

O sezon formalarımız bu video ile tanıtılmıştı.

Gençlerbirliği’nin Yenilmeme Serisi Sona Eriyor

Sıradaki rakip şampiyonluk savaşı veren Başakşehir’di. İstanbul temsilcisi de önceki haftalardaki performansını arıyordu. Golü de buldular fakat Khalili, frikikteki hünerini gösterdi ve beraberliği sağladı. Deplasmandan alınan bu 1 puan çok önemliydi. Ligin yenilmeme rekorunun sahibiydi Gençlerbirliği. İçerideki Alanya maçını kazanıp bu işi yüzde seksen bitirmek istiyordu Özat ve yönetim. Alanya zor günler geçiriyordu. Teknik direktörlük için hafta başında Mesut Bakkal ile anlaşılmıştı. Taraftar artık Özat’ı sahipleniyor, on maçlık periyotta başarısız olan Bakkal’a tepki gösteriyordu. Bu çok kritik maçta taraftar, 19 Mayıs Stadyumu’nu doldurdu. Hedef mutlak galibiyetti.

Fakat öyle olmadı. Alanya skoru aldıktan sonra Gençlerbirliği’ne hiç alan vermemişti ve maçı kazanmıştı. Bakkal, veda konuşmasındaki, “teknik direktörlüğümü sorgulatmam” sözlerinin gerçek olduğunu kanıtlamanın sevinci içerisindeydi. Gençlerbirliği’nde istenen seviyeden uzaktı. Sezon başındaki Gençlerbirliği sahadaydı. Ve bu maç kaosun habercisi olmuştu.

Beşiktaş deplasmanında iyi bir oyun bekliyordu taraftar. Öyle de oldu. Özat, hücumcu bir ilk on bir ile siyah beyazlıları çok zorladı fakat Talisca’nın galibiyet golüne engel olamadı. Asıl kritik maç bu değildi elbette. Bir diğer küme düşme rakibi olan Akhisarspor maçı Alanya maçının telafisi olmalıydı. Ne yazık ki telafi edilemedi. 1-0 geriye düşen Gençlerbirliği, rakip takımın hatasıyla skoru eşitledi ve bir puana razı oldu.

Gençlerbirliği Kritik Virajda

Sırada Malatya deplasmanı vardı. Ligin en kritik virajına girilmişti. Malatya ekibi rahat bir konumdaydı, maça favori olarak çıktı. Gençlerbirliği, ilk golü Sessegnon ile buldu fakat golden sonra tamamen kendi sahasına hapsoldu. Malatyaspor, eline geçen fırsatları değerlendirdi ve galibiyete ulaştı. Maç sonunda teknik direktör Erol Bulut, maç hakkında en doğru yorumu yaptı: “Bu kadar kolay kazanacağımızı beklemiyorduk.” 4 hafta sonra Samet Aybaba da buna benzer açıklamalar yapacaktı.

Gençlerbirliği'nin eski teknik direktörlerinden Ümit Özat
Başarısızlığın Mimarı Ümit Özat

Galatasaray ile karşılaşacak olan Gençlerbirliği’nde hedef yenilmemekti. Ankara deplasmanını yaşatmak istiyordu taraftar. Takım da daha maçın başında inanılmaz bir savunma direnci gösterdi. Bu kadronun İstanbul takımlarıyla oynanan maçlarda savunmada derli toplu durmasına rağmen asıl düşme rakiplerinin ve orta sıralardaki ekiplere karşı aynı savunma direncinin onda birinin bile gözükmemesi şaşırtıcı bir durumdu. Taraftarının desteği ile Gençlerbirliği, rakibi Galatasaray’a pozisyon bile buldurtmadı. Maç böyle bitecek derken uzatma dakikalarda Alper Uludağ’ın golü büyük bir mutluluk yaşattı. Elvis Manu, Maicon’dan aldığı topu 70 metre ileri sürmüş ve Alper’e gol pasını vermişti. Taraftarın umutları yeniden yeşermişti, Ankara’nın İstanbul’un kâbusu olduğunu göstermişlerdi.

Gençlerbirliği ve Deplasman Fobisi

Kayseri deplasmanında bir diğer dramatik son daha yaşandı. Kayseri temsilcisi ligin ikinci yarısında felaketti, onların bu zaafından faydalanmak gerekiyordu, üst üste yenilgiler almışlardı ve puan tablosunda gerilemişlerdi. Maç beklendiği gibi çekişmeli başladı, karşılıklı goller kaydediliyordu. Özat daha ilk yarıda iki oyuncu değişikliği yaptı. İlker ve Rahmetullah’ı oyuna aldı. Onlar bu felaket sezonun kazanımları olacaktı. Maçtaki mücadele yine yetmedi. Uzatma dakikalarında skor, 3-2 Kayserispor lehineydi; son dakikadaki bir duran top ile Gençlerbirliği golü buldu, oyuncular inanılmaz bir sevinç yaşadı. Fakat ofsayt gerekçesi ile gol geçerlilik kazanmadı. Düşmesi kesinleşen Karabükspor haricinde deplasmanda maç kazanamayan Gençlerbirliği için senaryo aynen devam ediyordu.

Benzer Gönderiler

Yorum Bırakın

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept